Assitej Türkiye Merkezi "Çocuklar İçin Performans" Atölye Çalışması Raporu

Sibel Tatlıcan

Assitej Türkiye Merkezi'nin İsveç Kültür Bakanlığı desteğiyle düzenlediği "Çocuklar İçin Performans" konulu atölye çalışması 5-9 Ekim 2009 tarihleri arasında Ankara'da Mavi Sahne'de yapıldı. Atölye çalışmasını yöneten liderler Bernt Höglunt ve Lena Lindell İsveç'te yıllardır çocuk tiyatrosu yapan iki usta isim. Atölye katılımcıları ise İstanbul'dan Tiyatro Bereze (tam kadro), İzmir'den Tarla Faresi Çocuk Tiyatrosu (tam kadro), Ankara'dan Tiyatro Tempo'dan bir kişi, Mavi Sahne'den bir kişi, Ankara Üniversitesi Çocuk Tiyatrosu-Oyun-Tiyatro ve Drama Yüksek Lisansı'ndan iki kişi ve Aydın'dan çocuklarla drama yapan bir öğretmen.

İlk gün tanışma ile başladı ve hem liderler hem de katılımcılar "herkes ayrı okullarda eğitim almıştır, acaba nasıl bir ortak noktada buluşacağız" diye biraz endişeliydik. Çünkü farklı okulların oyunculuk bölümlerinin farklı eğitim tarzları oyunculuk anlayışlarının da farklı olmasına neden olur ve üstelik Türkiye'de çocuk tiyatrosu yapanlar arasında da fikir ayrılıkları mevcuttur. Bu nedenle bilinmeze bir yolculuk olarak başladı bu atölye çalışması. Tanışma önce liderlerle başladı, yıllardır birlikte çalıştıkları için birbirlerini o kadar iyi tanıyorlardı ki kendilerini tanıtmak yerine birbirlerini tanıttılar. Sıra katılımcılara geldiğinde enteresan bir durum yaşandı. Herkes kendini tanıttı ve korkulanın olmadığını gördük. Farklı okullardan mezun olmamıza rağmen hepimizin bir ortak noktası vardı: Ankara Üniversitesi. Ankara Üniversitesi oyunculuk mezunları olduğu gibi başka bir üniversitenin oyunculuk bölümünden mezun olan ama Ankara Üniversitesi Çocuk Tiyatrosu-Oyun-Tiyatro ve Drama Yüksek Lisansı'na devam edenler vardı, hatta oyunculuk dışından gelen öğretmen arkadaşımız bile Ankara Üniversitesi mezunuydu. Bu hepimizde gülüşmelere neden oldu. Bir Ankara Üniversitesi geleneği vardı katılımcılar arasında. Başka bir ortak nokta daha vardı: Assitej Türkiye Merkezi Başkanı ve Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Tülin Sağlam. Çoğunluğumuz onun öğrencisiydik ya da onun öğrencisi olmuştuk, tiyatro dışındaki katılımcı arkadaşımız bile drama çalışmaları yaparken bir şekilde ona ulaşmıştı. Bunu liderlerle paylaştığımızda bu atölyenin düzenlenmesinin de yine onun sayesinde mümkün olduğunu söylediler. Neden mi? Çünkü Assitej Türkiye Merkezi uluslararası bir merkezin Türkiye temsilciliğidir ve bir yandan dünyadaki çocuk ve gençlik tiyatrolarını takip ederek ülkemizdeki festivallere kaliteli yapımların katılımını sağlamaya çalışırken, diğer yandan da Türkiye'deki kaliteli yapımları uluslararası alanda kendilerini gösterebilmeleri için olanak sağlar. Tülin Sağlam'ın Bernt Höglunt ve Lena Lindell ile tanışması da İsveç Assiteji'nin gelişmekte olan ülkelerde düzenlediği çocuk tiyatrosu performansları ile ilgili atölye çalışmaları sırasında Afrika'da olmuş ve Türkiye'de de bir atölye çalışması düzenlenmesi konusunda görüş birliğine varmışlar. Yaklaşık üç yıl geçmiş üzerinden, bu arada Türkiye Kültür Bakanlığı'ndan bir türlü destek alınamamış ve sonunda İsveç Kültür Bakanlığı'na başvurularak Türkiye'de atölye çalışması yapılabilmesi için yardım talep edilmiş. Ne kadar tuhaf değil mi; ülkenizde çocuk tiyatrosu konusunda bir atölye çalışması yapmak istiyorsunuz ama atölye masraflarını Kültür Bakanlığınız karşılamadığı için liderlerden masraflarını kendi Kültür Bakanlıklarından karşılamalarını talep etmek zorunda kalıyorsunuz. Neyse ki, Tülin Sağlam, Bernt Höglunt ve Lena Lindell bu konuda o kadar kararlılar ki kimse onları yıldıramıyor ve Tülin Sağlam'la Afrika'dayken yapmaya karar verdikleri atölye çalışması nihayet dört yılın sonunda İsveç Kültür Bakanlığı'nın ve Assitej Türkiye Merkezi'nin katkılarıyla gerçekleşebiliyor.

Atölye çalışmasının tüm katılımcılar için oldukça yararlı olduğunu söylemeliyim. İsveç'in çocuk tiyatrosu alanındaki çalışmaları 60'ların sonunda başladığından köklü bir çocuk tiyatrosu anlayışı gelişmiş. Örneğin İsveç'in her eyaletinde en az bir yetişkin ve bir çocuk tiyatrosu mevcut. Çocuk tiyatrosu özel tiyatrolarda ve devlet tiyatrolarında gerçekleştiriliyor ve hepsi de devlet tarafından maddi olarak destekleniyor; çünkü çocukların tüm temel hakları gibi tiyatro hakları da toplum tarafından çok önemseniyor. Devlet tiyatroları ve özel tiyatrolar zaman zaman iş birliği yaparak ortak projelere de imza atıyorlar. Devlet kaliteli yapımlar sahneleyen özel tiyatroları destekliyor; önce çocuk tiyatrosu alanında uzmanlaşmış kişilerin oluşturduğu bir kurul tarafından yapımlar izleniyor, sonra destek verilecek gruplar belirleniyor. Hem devlet tiyatroları hem de özel tiyatrolar oyunlarını okullara paket olarak satıyorlar, kişi sayısına göre bilet satılmıyor. Çünkü her okula, her çocuğa tiyatro götürmeyi hedeflemişler ve bunu yaparken 300 çocuğu bir salona asla doldurmuyorlar. Nedenine gelince; her çocuğa ulaşmak istiyorlar ve bunu yapabilmelerinin yolu da her oyunun en çok 50 kişilik bir seyirci grubuna oynanmasından geçiyor. Ancak o zaman her çocukla tek tek iletişim kurulabiliyor, çünkü tek bir çocuk seyirciyi bile kaybetmek istemiyorlar. Oyunları yaş gruplarına göre sahnelemeyi doğru buluyorlar. Örneğin bir oyunun 3-12 yaş aralığında olmasını hem 3 yaşa hem de 12 yaşa haksızlık olarak görüyorlar. Çünkü bu iki yaş grubu çocukların ortak noktada buluşması ya da bir oyundan aynı hazzı alabilmesi pek mümkün değil. Bu nedenle yaş gruplarının 3-6, 6-9, 9-12 ve 12-16 yaş gibi ayrılması gerektiğini savunuyorlar. Elbette her oyunda, her yaş grubu kendince bir şeyler bulabilir, özellikle iyi çocuk oyunları yapımlarından yetişkinler de keyif alır. Ancak hedef oyundan alınan estetik hazzın en üst kalitede olmasıysa oyunlar yaş gruplarına göre sahnelenmeli. Bir diğer nokta da İsveç çocuk tiyatrosunun çocuklara bir şey öğretme fikrini neredeyse 60'ların sonunda terk etmiş olması. "Biz sanatçılar çocukların öğretmeni değiliz." diyorlar ve çocuklarla oyun başlamadan önce ilişki kurmayı hem oyunun atmosferini kurmak hem de seyirciyi oyuna çekebilmek için gerekli bir yaklaşım olarak görüyorlar. Onlara curcuna tarzı oyunlar sunmak yerine günlük hayatın temposundan sıyrılmış, hayatın gürültüsünden uzak oyunlar sunmayı hedefliyorlar. Çünkü günlük hayatın körelttiği algıları açmak ve zihinlere ulaşmak istiyorlar. Seyirciyi "küçük" görmek yerine onlarla eşit bir ilişki kurmayı temel gereklilik olarak görüyorlar. Bizim çocuklarımız bunu neden hak etmesin?

Çocuk tiyatrosu alanında çalışan ancak atölyeye katılma fırsatı bulamamış kişiler Atölye süresince yapılan çalışmalarla ilgili detaylı bilgiye Assitej Türkiye Merkezi'nin internet sayfasından ulaşılabilir.

Son olarak hem liderler hem de katılımcılar için keyifli ve ufuk açıcı bir hafta olduğunu belirtmeliyim. Bernt ve Lena bu güne kadar gittikleri ülkelerde genellikle çocuk tiyatrosuyla ilgili fazla fikri olmayan katılımcılarla çalıştıklarını söylediler. Buradaki katılımcıları beklentilerinin çok üstünde bulduklarını bu nedenle zaman zaman programlarında değişiklikler yaptıklarını söylediler. Bu bizim için de gerçekten çok gurur vericiydi. Burada tekrar Tülin Sağlam'ın çabalarını hatırlatmak istiyorum.

Peki ya sonra? Biz Assitej Türkiye Merkezi olarak Türkiye'de çocuk ve gençlik tiyatrosu konusunda kaliteli, sanatsal ve estetik değeri yüksek yapımların çocuk ve gençlere ulaşabilmesi için mücadelemize devam edeceğiz. Liderler ve katılımcılar bu atölye çalışmasının devamını yapmak konusunda hemfikir ve bu atölye çalışmaları için umuyoruz bu kez kendi Kültür Bakanlığımızdan destek alabilmeyi başarırız. Daha iyi bir çocuk tiyatrosunu bizim çocuklarımız da hak ediyor.

Sibel Tatlıcan