Sayın Egitimciler

Müdür, Müdür Yardımcıları, Edebiyat ve Türkçe Öğretmenleri

Tiyatro, çocuğa yakın düşen, onunla kolayca ilişkiye girebilen bir sanat dalıdır. Tiyatro sanatının temeli olan oynama dürtüsü, çocuklarda henüz yetişkin hayatın bozmadığı, sekteye uğratmadığı bir nitelik olarak bulunduğu için çocuk dünyasına daha yakındır tiyatro; birçok sanat dalına nazaran. Üstelik tiyatro, hem görsel hem işitsel, hem de zihinsel algıya aynı anda seslenmesi nedeniyle de çocuğun çoklu algılama gereksinimini karşılar.

Bir sanat dalı olarak çocuk tiyatrosu, hiçbir biçimde yetişkinler için yapılan tiyatronun basitleştirilmiş bir versiyonu değildir. Çocuk tiyatrosunun kendine özgü dinamikleri vardır; ancak, ne harcanan emek, ne oyunculuk düzeyi, ne metnin niteliği yetişkin tiyatrosundan daha az ya da daha düşüktür.. Tiyatro sahnesi, günümüz çocuklarının pasif bir biçimde izledikleri televizyon ekranının karşısında güçlü bir alternatif olarak varolabilecekse, bunu en çok tiyatro sanatının doğrudanlığı ile, çocukların oyun dünyasına kendiliğinden girerek ve onu kendi yarattığı dünyaya usulca çekerek yapabilir ancak. Televizyon ya da sinemanın diline öykünerek ya da daha da kötüsü 'okulculuk' oynamaya çalışarak değil.

Yerleşmiş gibi görünen genel kanının aksine çocuklar kendiliğinden tepkileri ile iyiyi kötüden ayırabilir ve izlediklerinin niteliğine kolayca karar verebilir. Çünkü çocuk kendisiyle oynamak istemeyen kişiyi hemen tanır. İsteksizce, çocuk tiyatrosu sahnesine 'sürgün' edilmiş gibi oynayan, yetişkin tiyatrosuna geçmeden önceki bir aşama olarak görmek gibi nedenlerle çocuk oyununda 'oynamak zorunda kalan' oyuncuyu hemen yakalar. Sahnede gerçek bir istek, içtenlik yoksa, seyir yerinde hiçbir karşılığı olmayan ve dolayısıyla izlenmesi boşuna bir gösterim üretilecektir. Böyle bir durumda çocuk kendisiyle oynamayanı reddedecek ve oyuna kayıtsız kalacaktır. Oyun nasıl çocuğun işi ise, oyun oynamak fikri üzerine kurulu çocuk tiyatrosu da eğlencesi bol bir iştir çocuk için... Daha da önemlisi bu oyunu çocuğa getiren sanatçının işidir ve her ‘iş’ gibi o da titizlikle yapılmalıdır.

Çocuk izleyiciler, pek çok öğrenilmiş kalıp yüzünden tepki vermekten uzaklaşmış yetişkin izleyiciden farklıdır.. Duygularını özgürce bırakırlar. Oyundaki bir karakteri ateşli bir taraftar gibi cesaretlendirir ya da engellemeye çalışırlar. Çöp kutusuna gizlenen 'kedi'yi arayan çocuğa kopya verebilirler. Oyuncuların iniş ve çıkışlarını, zafer ve yenilgilerini, sürpriz ve felaketlerini paylaşırlar. Çocuğun önüne, ilgisini çeken bir oyun konulduğunda kendini tamamen ona bırakabilir. Bu, televizyondaki çizgi kahramanlarla, sevdikleri dizi kahramanlarıyla kurdukları türden bir özdeşleşmenin ötesinde çocuğun oynama sürecine dahil olduğunun en temel işaretidir. Yoksa oyuna dahil olmak sahneden yöneltilen anlamsız ve oyunla bağlantısız sorulara '‘evet-hayır' gibi sözcüklerle cevap vermek ya da sahneye çıkmak değildir. Sahnede oynanan oyuna duygusal olarak katılmak en etkili olanıdır.

Çocukları küçümseyen, onları sürekli eğitilecek, tembihlerde bulunulacak bir kitle olarak gören bir çocuk tiyatrosu anlayışı, birlikte oynama sürecinin eşitler arası doğasını ortadan kaldıracak ve çocuklara buraya kadar sayılan ve çocuk tiyatrosunun kendine özgülüğünü yaratan niteliklerinin ortadan kalkmasına neden olacaktır.

Çocuk tiyatrosunun 'nasıl' yapıldığı, ortaya çıkan gösterimin çocuk tiyatrosu olup olmadığını belirleyecek güçte bir kurucu nitelik iken, çocuk tiyatrosu yaptığı iddiasıyla okul okul dolaşarak 'işini pazarlamaya çalışan', çocuk izleyiciyi niteliksiz oyunlarla tiyatrodan uzaklaştıran bir pek çok 'korsan' tiyatro topluluğunun varlığı bizleri kaygılandırmaktadır.
Bu sebeple ASSITEJ (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği) Türkiye Merkezi olarak siz eğitimcilerimizi, vasıfsız ve sadece para kazanmak amaçlı kurulmuş olan çocuk tiyatroları konusunda uyarmak istedik.

Bunca değer verdiğiniz öğrencilerinizin çocuk tiyatrosunun bu kötü örneklerine maruz kalmamaları için topluluk ve oyun seçimlerinizde kullanabileceğiz ölçütleri, yöntemleri, topluluklara sorabileceğiniz soruları sizlere anımsatmak istedik.

ASSİTEJ Türkiye Merkezi


SEVGİLİ SEYİRCİLER NE DERSİNİZ?

-İzlediğiniz oyundan siz ve çocuğunuz zevk aldınız mı?
-Siz ve çocuğunuz oyunu baştan sona ilgi ile izlediniz mi?
-Bu oyun sizce tiyatronun belirlediği yaş grubuna uygun mu?
-İzlediğiniz oyun çocuğunuzun duygusal ve zihinsel dünyasını zenginleştirecek niteliklere sahip mi?
-Bu oyunun izleyicisine yeni bir bakış açısı kazandırdığını düşünüyor musunuz?
-Oyunda -varsa- dans ve müziğin çocuğunuzun öyküyü kavramasına/olan biteni eğlenerek izlemesine bir katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?
-"Bu oyuna iyi ki geldik" diyor musunuz?
-"Bu oyunu izlemeseydik de olurdu" diyor musunuz?

ASSİTEJ (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği) Türkiye Merkezi